Çocuklarda Öfke: Bastırılması Değil, Anlaşılması Gereken Bir Duygu
- Ayşe Başak Erk

- 20 Oca
- 3 dakikada okunur

Birçok ebeveyn danışmanlık sürecine şu cümleyle başlar: “Çocuğum çok sinirli, öfkesini kontrol edemiyor.” Bu cümlenin arkasında genellikle yoğun bir kaygı vardır. Çünkü öfke, çocuklukta en zor tolere edilen duygulardan biridir. Bağırma, vurma, ağlama nöbetleri ya da ani patlamalar ebeveyn için hem yorucu hem de çaresiz hissettirici olabilir.
Oysa çocuklardaki öfke, çoğu zaman bir disiplin problemi değil; çocuğun henüz taşıyamadığı bir duygusal yükün işaretidir. Yani çocuk, o anda hissettiğini ifade edecek kelimelere, sakinleşme becerilerine ya da yeterli duygusal desteğe sahip değildir. Bu nedenle öfke, bastırılması gereken bir sorun değil; anlaşılması gereken bir mesajdır.
Öfke Bir Davranış Değil, Duygudur
Ebeveynler çoğu zaman öfkeyi çocuğun “kötü davranışı” olarak görür. Oysa öfke; sevinç, üzüntü ya da korku gibi doğal ve evrensel bir duygudur. Asıl mesele, bu duygunun nasıl dışa vurulduğudur.
Bir çocuk yoğun şekilde öfkelendiğinde, beynin ön bölgesinde (dürtü kontrolü ve mantıkla ilişkilendirilen alanlarda) geçici bir işlev azalması olur. Bu sırada dürtüler artar, kontrol becerileri zayıflar. Bu nedenle kriz anında söylenen “kendine gel”, “abartıyorsun”, “yapma artık” gibi cümleler, nörolojik olarak da etkisiz kalır. Bu anlarda çocuğun ihtiyacı olan şey akıl vermek değil; regüle edilmek, yani sakinleşmesine eşlik edilmesidir.
Çocuğun Öfkesinin Altında Ne Var?
Çocuklarda öfke çoğu zaman başka duyguların üstünü örten bir maskedir. En sık karşılaşılanlar:
Kırgınlık
Hayal kırıklığı
Utanma
Dışlanmış hissetme
Anlaşılmadığını düşünme
Çocuk bu duyguların dilini bilmediğinde, bedeninde biriken gerilim öfke olarak dışarı çıkar. Örneğin okulda arkadaşları tarafından fark edilmediğini hisseden bir çocuk, evde oyuncak paylaşmamakta ısrarcı olabilir. Bu davranış çoğu zaman “inat” olarak etiketlenir; oysa altında yatan mesaj şudur: “Beni gör, beni fark et.”
Ebeveynin Tepkisi Öfkeyi Şekillendirir
Çocuğun öfkesine verilen ebeveyn tepkisi, öfkenin gelecekte nasıl yaşanacağını belirler. Bu noktada iki uç yaklaşım sık görülür:
Aşırı hoşgörü:“Tamam, ağlama. Ne istiyorsan alalım.”
Katı ve cezalandırıcı tutum:“Bu davranış kabul edilemez, odana git!”
Her iki yaklaşım da kısa vadede sessizlik sağlayabilir; ancak uzun vadede çocuğun duygusal düzenleme becerisini geliştirmez. Çünkü çocuk ya öfkesini bastırmayı ya da kontrolsüzce dışa vurmayı öğrenir. Öfkeyi yönetmeyi öğrenemez.
Doğru Yaklaşım: Duyguyu Anlamak, Davranışı Yönlendirmek
Sağlıklı öfke yönetimi, çocuğun duygusunu reddetmeden sınır koyabilmeyi gerektirir. Bu iki adım birlikte yürür.
Önce duygu görülür:
“Şu anda çok kızgınsın.”
“İstediğin olmadığında böyle hissetmen zor.”
Bu cümleler davranışı onaylamaz; çocuğa yalnızca “duygun anlaşıldı” mesajını verir.
Ardından sınır netleşir:
“Sinirlenmek tamam, vurmak değil.”
“Bağırmadan da anlatabilirsin.”
Bu yaklaşım çocuğa şunu öğretir: Duygularım kabul edilebilir ama her davranışım kabul edilmez.
Öfke Yönetimi Öğrenilen Bir Beceridir
Çocuklar öfkeyi kontrol etmeyi doğuştan bilmez. Nasıl yürümeyi, konuşmayı, okumayı öğreniyorlarsa; duygularını düzenlemeyi de zamanla öğrenirler. Bu süreçte en güçlü öğretmen ebeveynin kendisidir.
Kendi öfkesini sakinlikle yöneten bir yetişkin, çocuğa bağırmadan da regüle olunabileceğini gösterir. Çünkü çocuklar söylenenleri değil, gördüklerini öğrenir. Bağırarak sakinlik öğretilemez; sakin kalarak öğretilir.
Her Yaşta Öfke Aynı, İfade Biçimi Farklıdır
Öfke her yaşta aynı duygudur; ancak ifade ediliş şekli çocuğun gelişim düzeyine göre değişir. Bu nedenle 2 yaşındaki bir çocuğun öfkesini de, 9 yaşındaki bir çocuğun öfkesini de aynı gözle değerlendirmek mümkün değildir.
Bu yazının devamında;
2–4 yaşta öfke nöbetlerinin ne anlattığını,
5–7 yaşta kurallar ve duygular arasındaki çatışmayı,
8–10 yaşta daha içe atılan ya da ani patlamalarla görülen öfkeyi
ayrı ayrı ele alan yaşa özel yazılara ulaşabilirsiniz.
Ebeveynler İçin Küçük Ama Güçlü Hatırlatmalar
Öfke bir tehdit değil, bir sinyaldir.
Kriz anı öğretme zamanı değildir; sakinleştikten sonra konuşmak daha etkilidir.
Çocuğun duygusunu taşıyamadığı yerde, ebeveyn ödünç bir sinir sistemi olur.
Bu yazı, ebeveynlere çocuklarının öfkesinden korkmamayı; onu bastırmak yerine anlamayı ve yönlendirmeyi hatırlatmak için hazırlandı.
Öfke her yaşta aynı duygudur; ancak ifade ediliş biçimi çocuğun gelişim düzeyine göre değişir. Bu nedenle çocuklarda öfkeyi yaşa özel olarak ele aldığımız yazılara aşağıdan ulaşabilirsiniz:2–4 yaş çocuklarda öfke nöbetleri, 5–7 yaş çocuklarda öfke ve 8–10 yaş çocuklarda öfke yazıları, her dönemin ihtiyacına göre ebeveyn tutumlarını ayrıntılı olarak ele alır.







