top of page
  • Black Facebook Icon
  • Black Instagram Icon
  • Black Pinterest Icon
  • Black Twitter Icon

Yeterince İyi Ebeveynlik: Çocuğunuzun Her Şeyi Mükemmel Yapmasını Beklemek Yerine Nasıl Destek Olabilirsiniz?

Yazarın fotoğrafı: Ayşe Başak Erk
Ayşe Başak Erk
11 dakika önce
7 dakikada okunur

Çocuğunuz yaptığı resmi beğenmeyip yırtabilir. Bir oyunda kaybettiğinde yeniden oynamayı reddedebilir. Ödevinde yaptığı küçük bir hatayı fark ettiğinde bütün sayfayı baştan yapmak isteyebilir. Yeni bir etkinliğe başlamadan önce başarısız olmaktan korkabilir ya da bir işi istediği gibi yapamadığında kendisine “Ben zaten yapamıyorum.” diyebilir.

Bu anlarda bir ebeveyn olarak çocuğunuzun hayal kırıklığını azaltmak, ona yardımcı olmak ve yeniden denemesini sağlamak isteyebilirsiniz. Bazen onu cesaretlendirebilir, bazen yaptığı işin aslında çok güzel olduğunu söyleyebilir, bazen de biraz daha dikkatli olursa başarabileceğini anlatabilirsiniz.

Ancak bütün bu iyi niyetli çabaların arasında önemli bir soruyu gözden kaçırabilirsiniz: Çocuğunuzun gerçekten neye ihtiyacı var? Daha iyi bir sonuç elde etmeye mi, yoksa istediği sonucu elde edemediğinde de kendisini yeterli hissedebilmeye mi?

Çünkü bazı çocuklar için mesele yalnızca bir resmi güzel yapmak, bir soruyu doğru cevaplamak ya da bir oyunu kazanmak değildir. Bunların arkasında, hata yaptıklarında kendileri hakkında ne düşünecekleri ve başkalarının onları nasıl değerlendireceğiyle ilgili daha derin kaygılar bulunabilir.

Çocuğunuzun yaptığı işi geliştirmek istemesi, özen göstermesi ve çaba harcaması elbette değerlidir. Ancak çocuğunuz yaptığı her şeyin kusursuz olması gerektiğine inanmaya başladığında çaba göstermek giderek zorlayıcı bir deneyime dönüşebilir.

Peki, sağlıklı çaba ile mükemmeliyetçilik arasındaki fark nerede başlar? Çocuğunuzun hem gelişmesine alan açıp hem de hata yaparken kendisini güvende hissetmesine nasıl yardımcı olabilirsiniz?


Yeterince iyi olmak, daha azını istemek değildir.

Yeterince iyi olmak kavramı bazen yanlış anlaşılabilir. Sanki çocuğun daha az çaba göstermesini, hedeflerinden vazgeçmesini ya da yaptığı işle ilgilenmemesini desteklemekmiş gibi düşünülebilir.

Oysa burada amaç çocuğunuzun standartlarını düşürmek değil, kendi değerini elde ettiği sonuçlardan ayırabilmesine yardımcı olmaktır.

Sağlıklı çaba gösteren bir çocuk yaptığı resmi beğenmediğinde onu geliştirmek isteyebilir. Bir soruyu yanlış cevapladığında yeniden deneyebilir. Bir konuda zorlandığında yardım isteyebilir veya farklı bir yöntem deneyebilir. Sonuç istediği gibi olmadığında üzülmesi de mümkündür.

Mükemmeliyetçi eğilimleri belirgin olan bir çocuk içinse aynı deneyimler daha farklı anlamlar taşıyabilir. Yanlış cevap vermek yalnızca bir hata değil, yeterince akıllı olmadığının kanıtı gibi hissedilebilir. Resmin istediği gibi olmaması, yaptığı işin değersiz olduğu anlamına gelebilir. Başarısızlık ihtimali, denemeye başlamayı bile zorlaştırabilir.

Amerikan Psikoloji Birliği'nin çocukluk ve ergenlik dönemindeki mükemmeliyetçilik üzerine yayımladığı çalışmalar, bu eğilimlerin yalnızca yüksek standartlarla açıklanamayacağını; hata yapma, başarısızlık ve başkalarının beklentileriyle ilgili düşüncelerin de önemli olduğunu ortaya koyuyor.

Bu nedenle çocuğunuzun yalnızca ne kadar başarılı olduğuna değil, başarıya ulaşmaya çalışırken kendisine nasıl davrandığına da bakmanız gerekir.

Çocuğunuzun gelişmesini desteklemek, onun her zaman en iyisini yapmasını sağlamak değil; zorlandığında da öğrenmeye devam edebilmesine yardımcı olmaktır.


Çocuğunuz neden yaptığı hiçbir şeyi beğenmiyor?

Bazı çocuklar yaptıkları işin kusurlarını yetişkinlerden önce fark eder. Resmindeki küçük bir ayrıntıya takılabilir, bir harfi yanlış yazdığında bütün çalışmasını silmek isteyebilir ya da bir etkinliği başaramadığında hemen bırakabilir.

Bazen bu davranışların arkasında yüksek beklentiler bulunur. Bazen çocuk, yaptığı iş ile zihninde canlandırdığı sonuç arasındaki farkı tolere etmekte zorlanır. Bazen de başkalarının değerlendirmesine ilişkin kaygılar, hata yapmayı olduğundan daha tehdit edici hale getirir.

Özellikle küçük çocuklarda zihinde tasarlanan şey ile bunu gerçekleştirebilmek arasında büyük bir gelişimsel fark olabilir. Çocuğunuz ne yapmak istediğini biliyor olabilir ancak henüz ince motor becerileri, dikkatini sürdürme kapasitesi veya planlama becerileri bu sonucu elde etmesine yetmeyebilir.

Bu durumda yaşadığı hayal kırıklığı anlaşılabilir. Ancak her hayal kırıklığı mükemmeliyetçilik anlamına gelmez. Önemli olan, çocuğunuzun bu deneyimden sonra ne yaptığıdır.

Yeniden deneyebiliyor mu? Yardım kabul edebiliyor mu? Bir süre üzülse de etkinliğe dönebiliyor mu? Yoksa hata yaptığında kendisine yönelik sert ifadeler kullanıyor, çalışmayı tamamen bırakıyor veya denemekten kaçınıyor mu?

Çocuğunuz sık sık “Ben yapamıyorum.”, “Her şeyi yanlış yapıyorum.” ya da “Güzel olmadıysa çöpe atalım.” diyorsa bu ifadeler, kendi performansını nasıl değerlendirdiğini anlamak için bir fırsat olabilir.

Bu ifadeleri hemen düzeltmek yerine çocuğunuzun deneyimini merak etmekle başlayabilirsiniz.

“Resmin istediğin gibi olmadığında seni en çok ne üzüyor?”

“Bir şey yanlış olduğunda aklından neler geçiyor?”

“Bunu yeniden denemek mi istiyorsun, yoksa biraz ara vermek mi?”

Bu sorular çocuğunuzun yalnızca davranışını değil, davranışının arkasındaki düşünce ve duyguları da fark etmesine yardımcı olabilir.

Çocuğunuz hata yaptığında ilk tepkiniz ne oluyor?

Çocuğunuz bir hata yaptığında çoğu zaman hızlıca çözüm üretmek isteyebilirsiniz.

“Bir daha dene.”

“Daha dikkatli ol.”

“Bak, aslında çok güzel yapmışsın.”

“İstersen ben düzelteyim.”

Bu tepkiler zaman zaman işe yarayabilir. Ancak çocuğunuz her zorlandığında hemen devreye girmeniz, hatayı ortadan kaldırmanız veya onu ikna etmeye çalışmanız, kendi hayal kırıklığıyla baş etme fırsatını azaltabilir. Örneğin yaptığı resimden memnun olmayan çocuğunuz resmi yırtmak istediğinde, ona resmin güzel olduğunu tekrar tekrar anlatmak yerine önce yaşadığı hayal kırıklığını fark edebilirsiniz.

“Resmin kafandaki gibi olmadı. Bu seni çok üzdü.”

Ardından hemen bir çözüm sunmadan biraz bekleyebilirsiniz.

Çocuğunuz sakinleşmeye başladığında birlikte düşünebilirsiniz: “İstersen yeniden deneyebiliriz. İstersen bu resimde değiştirmek istediğin bir yeri seçebiliriz. İstersen de bugün burada bırakabiliriz.”

Böylece çocuğunuza hem seçim yapma alanı tanır hem de her hayal kırıklığının hemen ortadan kaldırılması gerekmediğini deneyimlemesine yardımcı olursunuz. Buradaki amaç çocuğunuzu kendi başına bırakmak değildir. İhtiyaç duyduğunda yanında olmak, ancak onun yerine bütün zorlukları çözmemektir.

Övgünüz çocuğunuza ne anlatıyor?

Çocuğunuzu desteklemek için sıklıkla “Çok zekisin.”, “Harika bir sanatçısın.”, “Sen zaten her şeyi başarırsın.” gibi cümleler kullanabilirsiniz. Bu ifadeler sevgiyle söylenir. Ancak özellikle başarısızlık karşısında hassas olan bazı çocuklar, bu tür övgüleri kendi değerlerini korumaları gereken bir beklenti gibi algılayabilir.

“Ben çok zekiyim.” diye düşünen bir çocuk, yanlış cevap verdiğinde bu imajı kaybetmekten korkabilir. “Ben çok güzel resim yaparım.” mesajını içselleştiren bir çocuk, istediği sonucu elde edemediğinde kendisini başarısız hissedebilir.

Araştırmalar, özellikle benlik saygısı düşük çocuklarda kişilik özelliklerine yönelik övgünün başarısızlık sonrasında utanç duygusunu artırabileceğini gösteriyor. Child Mind Institute da çocukların çabalarını, kullandıkları stratejileri ve somut davranışlarını fark eden açıklayıcı geri bildirimlerin önemini vurguluyor.

Bu, çocuğunuzu övmemeniz gerektiği anlamına gelmez. Aksine, onu desteklerken neyi takdir ettiğinizi daha açık ifade edebilirsiniz.

“Çok zekisin.” yerine “Bu soruyu çözmek için farklı bir yol denediğini fark ettim.” diyebilirsiniz.

“Harika bir resim olmuş.” yerine “Renkleri seçerken uzun süre düşündün ve kendi fikrini uyguladın.” diyebilirsiniz.

“Sen her şeyi başarırsın.” yerine “Bunun zor olduğunu biliyorum. İstersen birlikte bir sonraki adımı düşünebiliriz.” diyebilirsiniz. Böylece çocuğunuzun dikkatini yalnızca sonuca değil, öğrenme sürecine, seçimlerine ve geliştirebileceği becerilere yöneltirsiniz.


Çocuğunuzun duygusunu kabul etmek, her istediğini yapmak değildir.

Çocuğunuz yaptığı bir işi beğenmediğinde ağlayabilir, öfkelenebilir veya etkinliği bırakmak isteyebilir. Duygusunu kabul etmek, bu davranışların her birini değiştirmeden onaylamak anlamına gelmez. Örneğin çocuğunuz yaptığı resmi beğenmediği için kâğıdı yırtmak istiyorsa şöyle diyebilirsiniz:

“Resmin istediğin gibi olmadığı için çok öfkelendin. Kâğıdı yırtmak istiyorsun. Öfkeli olabilirsin; ama birlikte kullandığımız malzemeleri parçalamadan da bu duyguyla baş etmenin bir yolunu bulabiliriz.”

Bu yaklaşım, duyguyla davranış arasında bir ayrım oluşturur. Çocuğunuzun duygusuna yer açarken sınırları da korursunuz.

Bazen çocuğunuzun yaşadığı hayal kırıklığını hemen ortadan kaldırmaya çalışabilirsiniz çünkü onun üzülmesine dayanmak sizin için de zor olabilir. Oysa her üzüntü çözülmesi gereken bir sorun değildir. Bazı duyguların anlaşılmaya, yaşanmaya ve zaman içerisinde yatışmaya ihtiyacı vardır. Çocuğunuzun yanında kalabilmek, ona her şeyin yolunda olduğunu kanıtlamaya çalışmadan da destek verebilmek anlamına gelir.


Çocuğunuzun hata yapmasına ne kadar alan açıyorsunuz?

Çocuklar yalnızca söylediklerinizden değil, günlük yaşamda hatalara nasıl karşılık verdiğinizden de öğrenirler.

Bir şey döküldüğünde nasıl tepki veriyorsunuz? Yanlış bir karar verdiğinizde kendinizle nasıl konuşuyorsunuz? Bir işi planladığınız gibi tamamlayamadığınızda kendinizi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Eğer küçük hatalar karşısında sık sık kendinizi eleştiriyor, her işin kusursuz olmasını bekliyor veya başarısız olduğunuzda kendinize karşı sertleşiyorsanız çocuğunuz da benzer bir yaklaşımı gözlemleyebilir.

Elbette çocukların mükemmeliyetçi eğilimleri tek bir ebeveyn davranışıyla açıklanamaz. Mizaç, akran ilişkileri, okul ortamı, kültürel beklentiler ve başka pek çok etken birlikte rol oynayabilir. Buradaki amaç kendinizi suçlamak değil, değişim yaratabileceğiniz alanları fark etmektir.

Bazen kendi hatalarınızı görünür kılmak oldukça öğretici olabilir.

“Az önce çok acele ettim ve yanlış yaptım. Biraz durup yeniden bakacağım.”

“Bu sefer istediğim gibi olmadı. Üzüldüm ama bir sonraki sefer farklı bir yol deneyebilirim.”

“Bugün sana verdiğim sözü tutamadım. Bunun için üzgünüm. Bunu nasıl telafi edebileceğimizi düşünelim.”

Bu cümleler çocuğunuza hata yapmanın önemsiz olduğunu değil, hatanın insan olmanın bir parçası olduğunu gösterir.

Harvard Üniversitesi bünyesindeki Making Caring Common projesi de çocukların hata yapmaya, risk almaya ve zorlayıcı deneyimlerden geçmeye alan bulmasının mükemmeliyetçi baskıyı azaltmaya yardımcı olabileceğini vurguluyor.


Çocuğunuzun yanında nasıl bir iç ses gelişiyor?

Çocukların zamanla kendileriyle konuşma biçimleri gelişir. Bu iç ses, zorlandıklarında kendilerini nasıl değerlendirdiklerini ve bir sonraki adımı nasıl belirlediklerini etkileyebilir.

“Ben zaten beceriksizim.” diyen bir çocuk, tek bir hatayı kendi bütün özelliklerine genelleyebilir. “Bunu yapamadım ama henüz öğreniyorum.” diyebilen bir çocuk ise yaşadığı zorlukla kendisi arasında bir mesafe oluşturabilir.

Bu dönüşüm yalnızca olumlu cümleler ezberletmekle gerçekleşmez. Çocuğunuzun gerçekten hata yapabildiği, duygularının kabul edildiği ve yeniden denemek için baskı hissetmeden desteklendiği deneyimlere ihtiyacı vardır.

Çocuğunuz kendisini eleştirdiğinde hemen “Hayır, sen harikasın!” demek yerine onun düşüncesini birlikte inceleyebilirsiniz.

“Bir soruyu yanlış cevapladığında neden kendini başarısız hissediyorsun?”

“Bir şeyi henüz yapamıyor olmakla hiçbir zaman yapamayacak olmak aynı şey mi?”

“Bir arkadaşın aynı hatayı yapsaydı ona ne söylerdin?”

Bu sorular çocuğunuzun kendisine yönelik değerlendirmelerini fark etmesine yardımcı olabilir. Ancak bunları sorgulama veya ikna etme amacıyla art arda yöneltmek yerine, hazır olduğu anlarda ve merakla sormak önemlidir.

Amaç çocuğunuzun her zaman kendisi hakkında olumlu düşünmesini sağlamak değil, kendisi hakkında daha esnek, gerçekçi ve şefkatli düşünebilmesine alan açmaktır.


Yeterince iyi ebeveynlik, kusursuz ebeveynlik değildir.

Çocuğunuzun hata yapmasına alan açmak istiyorsanız kendi ebeveynliğinizde de hata yapabileceğinizi kabul etmeniz gerekir.

Bazen sabrınız tükenebilir. Çocuğunuzun yaşadığı hayal kırıklığına tahammül edemeyebilirsiniz. İyi niyetle söylediğiniz bir cümlenin onu daha da zorladığını sonradan fark edebilirsiniz.

Böyle anlarda kendinizi sürekli eleştirmek yerine ilişkiyi onarmaya odaklanabilirsiniz.

“Az önce sana biraz sert konuştum. Senin üzülmeni istemediğim için hemen çözüm bulmaya çalıştım ama seni dinlemeden hareket ettim. Şimdi ne yaşadığını daha iyi anlamak istiyorum.”

Bu tür bir yaklaşım, her zaman doğru tepki vermeniz gerekmediğini; yanlış bir tepkinin ardından sorumluluk alabileceğinizi ve ilişkinizi yeniden kurabileceğinizi gösterir.

Çocuğunuzun ihtiyacı hiç hata yapmayan bir ebeveyn değildir. Hata yaptığında bunu fark edebilen, gerektiğinde özür dileyebilen ve ilişkiyi onarmak için adım atabilen bir yetişkinle ilişki kurmaktır.


Çocuğunuza bırakabileceğiniz en değerli mesaj...

Çocuğunuzun gelişimini desteklemek, onun her zaman başarılı, mutlu veya kendinden emin olmasını sağlamak değildir. Bazen zorlanmasına, bir şeyi henüz yapamamasına, hayal kırıklığı yaşamasına ve kendi çözümünü bulmak için zamana ihtiyaç duymasına eşlik etmektir.

Çocuğunuzun her resmini beğenmek zorunda değilsiniz. Her başarısızlığını başarıya dönüştürmek zorunda değilsiniz. Her üzüntüsünü ortadan kaldırmak da sizin sorumluluğunuz değil.

Ama zorlandığında yanında olabilir, çabasını fark edebilir, duygularını küçümsemeden sınır koyabilir, hata yaptığınızda bunu kabul edebilir ve yeniden deneyebilirsiniz.

Böylece çocuğunuz zamanla yalnızca başarılı olduğunda değil, öğrenirken, zorlanırken ve hata yaparken de ilişkisinin devam ettiğini deneyimleyebilir.

Belki ona verebileceğiniz en önemli mesajlardan biri şudur:

“Her şeyi mükemmel yapmak zorunda değilsin. Bir şeyi başaramadığında da değerlisin. Hata yapabilirsin, fikrini değiştirebilirsin, yeniden deneyebilir veya ara verebilirsin. Ben senin yalnızca başardıklarınla değil, sen olduğun için de ilgileniyorum.”

Yeterince iyi olmak, gelişmekten vazgeçmek değildir.

Kendinizi geliştirirken kendinize karşı acımasız olmak zorunda olmadığınızı öğrenmektir.

Ve çocuğunuzun da bunu, en çok sizinle kurduğu ilişkide deneyimlemesine alan açmaktır.


Teşekkürler!

DİKKAT!

cocuklaringelisimi.com içerikleri kişiyi bilgilendirmek, genel öneriler sunmak amacıyla hazırlanmaktadır. Bu bilgiler şahsi tanı ve tedavi yöntemi olarak değerlendirilmemelidir. Sitede yer alan bilgiler psikolojik /eğitimsel müdahalenin yerini tutmaz. Kendi ruhsal,fiziksel sağlığınız yada çocuğunuzun ruhsal,fiziksel sağlığı ile ilgili herhangi bir şüpheniz olduğunda daima uzmanlar ile temasa geçmelisiniz. Siteden yapılan alıntılar tek koşul altında izin kapsamındadır. Alıntı yapmak için blog sahibinden izin alınmalı, alıntı için bu sitenin linki ve ismine görülür şekilde yer verilmelidir. Aksi 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

  • Black Facebook Icon
  • Black Instagram Icon
  • Black Pinterest Icon
  • Black Twitter Icon

© 2035 by Bump& Beyond. Powered and secured by Wix

bottom of page