8–10 Yaş Çocuklarda Kaygı: Bastırılan Endişeler ve Görünmeyen Yük
- Ayşe Başak Erk

- 20 Oca
- 2 dakikada okunur

8–10 yaş dönemi, çocukların dışarıdan bakıldığında daha sakin ve kontrollü göründüğü; ancak iç dünyalarında kaygının daha sessiz ve derin yaşanabildiği bir evredir. Bu yaşta kaygı, her zaman ağlama ya da açık korkularla değil; içe kapanma, aşırı sorumluluk alma, ani öfke patlamaları ya da bedensel yakınmalarla kendini gösterebilir.
Davranış: 8–10 Yaşta Kaygı Nasıl Görünür?
Bu yaş grubunda kaygı çoğu zaman dolaylı işaretler verir:
İçe kapanma, duyguları paylaşmaktan kaçınma
Ani ve beklenmedik öfke patlamaları
Mükemmeliyetçilik, hata yapmaktan aşırı korkma
Karın ağrısı, baş ağrısı gibi bedensel yakınmalar
Okul ve performansla ilgili yoğun kaygılar
Bu davranışlar çoğu zaman “fazla hassas”, “çok alıngan” ya da “huysuz” olarak etiketlenebilir. Oysa çocuğun yaşadığı şey, taşıdığı kaygının görünür hale gelme biçimidir.
Ardındaki Anlam: Çocuk Ne Yaşıyor?
8–10 yaş çocuğu artık yalnızca bugünü değil, geleceği de düşünür. Bu gelişimsel kazanım, beraberinde yeni bir yük getirir:
Başarılı olma beklentisi
Hata yapmaktan kaçınma
Başkalarının gözünden kendini değerlendirme
Bu dönemde çocuk, kaygısını açıkça dile getirmek yerine güçlü görünmeyi tercih edebilir. Ancak bastırılan kaygı, uygun bir tetikleyiciyle öfke ya da bedensel belirtiler olarak ortaya çıkabilir.
Ebeveyn Tutumu: Alan Açmak ve Yargısız Dinlemek
8–10 yaşta ebeveynin en önemli rolü, çocuğun konuşabileceği güvenli bir ilişki alanı oluşturmaktır.
Yargısız Dinleme
Bu yaş grubunda duyulan bazı cümleler çocuğu hızla kapatabilir:
“Buna mı üzülüyorsun?”
“Artık büyüdün.”
Bunun yerine:
“Bunu yaşamak zor gelmiş olabilir.”
“Aklından neler geçtiğini merak ediyorum.”
cümleleri, çocuğun iç dünyasını açmasına yardımcı olur.
Açık Uçlu Sorularla Temas
Kaygı çoğu zaman net bir cümleyle ifade edilmez. Açık uçlu sorular bu yüzden önemlidir:
“Seni en çok zorlayan kısım neydi?”
“Bu olduğunda bedeninde ne hissettin?”
Amaç çözüm üretmek değil; duyguyu birlikte görünür kılmaktır.
Sınır ve Gerçekçilik
Kaygıyı anlamak, her şeyi çocuğun kontrolüne bırakmak değildir:
“Endişelendiğini anlıyorum ama her detayı kontrol edemeyiz.”
“Hata yapmak öğrenmenin bir parçası.”
Bu cümleler, çocuğa hem güven hem de gerçekçilik sunar.
Kriz Sonrası: Kaygıyı Birlikte Anlamlandırmak
Kaygı dalgası geçtikten sonra yapılan kısa sohbetler öğreticidir:
“Biraz önce çok zorlandın ama sonra sakinleşebildin.”
“Bir dahaki sefere ne sana yardımcı olabilir?”
Bu konuşmalar, çocuğun kaygıyla baş etme becerisini güçlendirir.
Ebeveynler İçin Küçük Hatırlatmalar
8–10 yaşta kaygı çoğu zaman bastırılır; bu da onu görünmez yapar.
Sessizlik her zaman iyi olma hali değildir.
Güvenli ilişki, kaygının en güçlü düzenleyicisidir.
Bu yazı, 8–10 yaş çocuklarda kaygıyı “abartı” olarak değil; dinlenmesi ve eşlik edilmesi gereken bir iç sinyal olarak ele alabilmek için hazırlandı.
Çocuklarda kaygının öfke ile nasıl karışabildiğini ve bu duyguların beyinde nasıl çalıştığını anlatan Kaygı mı Öfke mi? Çocuklarda Kaygının Görünmeyen Yüzü başlıklı ana yazıyı okuyabilirsiniz. Daha küçük yaşlarda kaygının nasıl ortaya çıktığını görmek için 2–4 Yaş Çocuklarda Kaygı ve 5–7 Yaş Çocuklarda Kaygı yazıları bu içeriği tamamlayıcıdır.







